İnsanın aklında kalan ve silinmeyen bazı tablolar işgale karşı Filistin halkının nasıl direniş seçeneklerini geliştirdiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Dün işgalci İsrail ordusuna bağlı devriye aracına atılan avuç içi kadar taşlar bugün onların güven ve huzur içinde yaşadıkları şehir ve yerleşkelerini sarsan füzelere dönüştü. Bu, düşmanla ilişkilerin normalleştirilmesini savunan kesimin üstünü örtmeye çalıştığı kültürün artık kök saldığını gösterdi. Rüzgâr bu takımın iştahını kaçıracak füzeleri beraberinde getirdi.

Özgürlerin hatıralarından

İntifadayı yaşayan yaşlı insanların anlattıklarını ve yaşadıklarını duyunca kişi, direnişin nasıl bir süreç geçirdiğini, insanların bugüne gelmek için nasıl ve ne kadar bedel ödediklerini, direnişin askeri, güvenlik, sosyal ve eğitim alanından nasıl birbirine girmiş bir bütün olduğunu da görmüş oluyor.

Batı Yaka’nın El-Halil şehrinden Ebu Selim Filistin Enformasyon Merkezine yaptığı açıklamada şunları paylaştı:

“Ben de Hamas hareketine katılan gençlerdendim. Bizler işgal askerlerine taş atanlara, duvarlara slogan yazanlara veya askeri kıyafetlerle işgalcinin karşısına çıkanlara talia (öncü) diyorduk. Bu öncü kesim birçok proje ve uygulamaya imza atıyordu. Buna bağlı bir grup eylemin yapılacağı bölgeyi gözetleyip rapor ederken, bir grup eyleme katılanları arkadan koruyordu. Bir kısmımız güzel hattıyla duvar veya afişlere yazı yazarken, bir kısmımız gördüğü iyi eğitime göre davranıyor, bir kısmımız iyi def çalıyor, bir kısmımız duvara iyi tırmanıyor ve bununla katkı sağlıyordu. Adeta arı kolonisine dönüşmüştük. Genel grevi biz ilan ediyor, açıklamalarımızı duvarlara biz yazıyor ve el megafonlarıyla duyuruyorduk.”

Gençlik yıllarını direniş saflarında geçiren ve intifada esnasında aktif roller alan üstlenen Ebu Selim intifada ile ilgili verdiği bilginin devamında, direniş güçlerinin başta Hamas hareketi olmak üzere o gün sahada bulunan hareketlerin halkı meydanlara indirmede bir hayli ustalaştığına dikkat çekerek, kimi açıklama ve bildirilerin cami minberlerinde ve kürsülerinde okunduğunu söyledi.

Yüzü maskeli isimsiz kahramanlar

Filistin Enformasyon Merkezine o günleri anlatanlardan Ahmed Hasan ise hatıralarını şöyle paylaşıyor:

“Maske takan gençler o gün hayatın önemli bir parçasıydı. Şu bölgenin muhafızı, buranın komutanı, siyasi gelişmelere göre arkadaşlarıyla birlikte günlük eylemler düzenleyen şahıslardı. Genel grev, lastik yakma, ticari merkezleri kapatma, işgal askerlerine karşı molotof kullanarak eylem yapma ve ajanlara karşı caydırıcı operasyonlar yapma, evet bunların tümü halk tarafından sevilen şahıslarca yapılıyordu. Bunlar da yüzü maskeli kahramanlardı.”

Yapı giderek güçleniyor

Birçok uzman, analist ve araştırmacı Filistin özgürlük aşamalarının dünyadaki devrim ve özgürlük hareketlerinde görülen geçiş sürecinin en hızlısını yaşadığını belirtiyorlar. 26 yıl önce başlayan askeri sürecin sonunda Hamas ile bütünleşen Filistin direnişi bir taraftan ismi Oslo olan bir anlaşmayı reddederken, bir taraftan elindeki füzelerle Tel Aviv’i vuruyor ve düşman komutanlarının sığınaklara kaçmalarına neden oluyor.

Merve Süleyman Filistin Enformasyon Merkezine şunları paylaştı:

“Yaşım 25. Yani ben taşlı intifadanın birinci yıldönümünde dünyaya geldim. Bununla ilgili sadece fotoğraf, video ve aile büyüklerimin anlattıklarını biliyorum. O günlere gıpta ediyorum. Küçük olduğum halde Aksa intifadasını (ikinci intifada) hatırlıyorum. Bu intifadadaki taşları, bombalı kuşakları, feda eylemlerini çok iyi hatırlıyorum. Ve bugün Allah’ın izniyle Kudüs, Tel Aviv ve diğer hedefleri vuran M75 füzelerini görüyorum. Bunlar, benim görmediğim 1987 yılındaki taşların yankısıdır.”

“Üçüncü intifadanın da başlayacağını düşünüyorum. Çünkü Filistin toprakları işgalcinin uygulamaları yüzünden büyük öfkeler taşıyor. Ancak bu aşamada direnişin işgalciye karşı nasıl bir yöntem uygulayacağı ve hangi araçları kullanacağını kestiremiyorum. Ama bildiğim tek bir şey var. O da üçüncü intifadanın birinci ve ikincisinden daha şiddetli ve sarsıcı olacağıdır.”

Direniş, taşlı intifadayı başlatan ve bir halkın devrimciliğine şahitlik eden maskeli direnişçilere karşı düzenlenen bütün olumsuz kampanyalara; bazen hainlikle suçlanma, bazen uyuşturucu, cinayet veya kirli işlerle irtibatlandırma çabalarına rağmen, aradan geçen yirmi yıllık direniş sürecinde FKÖ’nün Beyrut’tan Tunus’a, oradan Ürdün’e ve oradan da Oslo’ya kadar geçirdiği başarısız sürecin ardından Filistin halkı ve direnişinin iftihar tablosu olan yeni füzelerle kendi halkının karşısına çıktı.

Filistinlilerin gözünde direniş güçleri, halkın özgürlük umudunu gerçekleştirecek, işgalciyi Filistin topraklarından çıkaracak, kendisini düşmanın saldırılarından savunacak, izzet ve onurunu koruyacak bir güçtür. Bu güç dün eline aldığı taş ve molotoflarla karşı koyduğu işgalciye, şimdi düşmanın uykularını kaçıracak füze ve tünellerle karşı koyuyor. Çeyrek asır içinde işgalciyi Gazze’den çıkaracak ve düşmanın başlattığı savaşı durduracak bir güce ulaşan direnişin yarın daha sarsıcı darbelerle düşmana karşı çıkacağına herkes inanıyor. Şehitlerin kanıyla bereketlenen direniş ağacı büyümeye, büyüdükçe de müminleri sevindirip düşmanı çıldırtmaya devam edecektir.