Küresel sermayeyi elinde bulunduran siyonist mahfillerin en önemli yiyecek şirketlerinden birinin sloganı olan“ateş seni çağırıyor” hitabı, aslında intakı hak makamında bu şer-maye’lilerin çağrısına kulak verenlerin akıbetini de açığa çıkarıyor, bu sloganın kullanıldığı reklamlar “lisanı hal” ile demek istiyor ki “haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar; zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir.”(Nisa 10)

Hamburger reklamından bu sonuca nasıl vardığımızı düşünenler için küresel sermaye denilen, emperyalizmin kasasını oluşturan şirketlerin tümünün kârlarının, kaynağının tüm yeryüzünde bulunan açlık, sefalet, savaşlar, ölümler ve gözyaşları olduğunu, “göz yaşından beslenen bu bülbül kılıklı kargaların” saltanatlarını tüm bu zulümlerin üzerine kurduklarını hatırlatmak isteriz. Doğal olarak bu sermayelerin kulu köpeği olmayı gönüllü olarak seçen yerli ‘şer-maye’liler de aynı zulümlerin ortağı ve aynı ateşin hem sebebi hem muhatabı oldukları da izahtan varestedir.

“Ekini ve nesli harap edip bozmayı” (Bakara 205) iktidarlarını sürdürmenin gereği bilenler, habis kökleri gereği, hükmettikleri yerlerde önce nesle saldırırlar, fuhşu, uyuşturucuyu, kumarı, içkiyi vb. kötülükleri yaygınlaştırarak hem neslin birbirine karışmasını ve bozulmasını, hem de ahlaksızlığın alabildiğine çoğalmasını sağlayarak toplumun geleceğini dinamitler, aile mefhumunu ortadan kaldırır, akıl yürütemeyen ve şehevi isteklerinin esiri olan, içinde yaşadığı vatanın, mensubu olduğu ümmetin ve taşıdığı inancın hiçbir sorununu dert edinmeyen,geleceğe dair planları olmayan zihni uyuşmuş, vicdanı körelmiş, kalbi kararmış nesiller yetiştirirler. Böylece ileride kendilerine karşı oluşabilecek bir kıyamın önüne geçmiş olurlar.

Bu habisler ekini de (yeraltı ve yer üstü zenginlikleri) bozarak,uşağı oldukları emperyalistlere peşkeş çekerek, halkın sürekli geçim derdiyle, karnını doyurma telaşıyla meşgul olmasını, başkalarına daima muhtaç kalmasını, dilenmeye alışarak izzetini, şerefini yitirmesini ve bu sayede de hak aramaktan uzak olup hatta bunu aklına dahi getirmemesini aksine kendilerine verilene şükredip verene minnet duymasını sağlamaya çalışır, bu sayede de, “verileni” hak zanneden, hakkı gasp edilmişlerin desteğiyle saltanatlarını sürdürmeyi amaçlarlar. “Haksızlık karşısında sustuğu için hakkıyla birlikte şerefini de kaybeden” (İmam Ali -a.s.-) topluluklara hükmetmek kolay olduğundan, zulmün temsilcileri ilahlıklarını dahi ilan edecek kadar mütekebbirleşmekten korkmazlar ve neredeyse halka “ben sizin Rabbiniz değilmiyim?” (A’raf 172) diye sorup “evet” cevabını almayı beklerler. Ya da Firavun misali karşılarına bir Musa çıkıp asasıyla tüm oyunlarını yerle bir ettiğinde ve halk uyanıp topluca iman etmeye başladığında “ben size izin vermeden iman mı ettiniz” (A’raf 123) deme cüretini dahi gösterirler ki İran İslam İnkılabının gerçekleşmesinden sonra Amerikancı İslam’ın etkin olduğu ülkelerde bu sahneler çokça yaşanmıştır.

İşte biz de bu tip bizden görünüp bize hükmetmeye hakkı olduğunu düşünen “yetimi itip kakan, yoksulu doyurmayan, hayra engel olan ama gösteriş yapmaya hevesli olanlara” hitaben diyoruz, vay o namaz kılanlara” (Maun Suresi) ki namazları onları Allah’tan (c.c.) uzaklaştırmakta Allah (c.c.) katında kendilerine hiçbir fayda sağlamamaktadır. İşte onların, kazanmakta oldukları (günahlar) yüzünden varacakları yer, ateştir!” (Yunus 8). Her hücreleri kibirle yoğrulmuş bu “usta” münafıklara Allah’ın (c.c.) ayetlerini hatırlatsak “eskilerin masalları” (Mutaffifin 13) derler.

Ve bizde haykırıyoruz bunlara: Ey iblisin dostları, ey kan kokusunu almış sırtlan sürüleri, ağızlarından insanlığın kanı akan vahşiler, akbabalar, leş yiyiciler, gözü doymaz dünyaperestler, makama, paraya pula tapan imansızlar, yurtları harabeye çevirip saltanat sürmeye çalışan virane sakini baykuşlar, şehirlere inen aç kurtlar, tek sözleri küfür olan ahlaksızlar, izansızlar, mertlikten fersah fersah uzak namertler, bu topraklara ait olmayan yurtsuzlar, soysuzlar, ikiden fazla yüzlü yüzsüzler, münafıklar, uşaklığıyla övünen köleler, sahibine sadık itler; “ATEŞ SİZİ ÇAĞIRIYOR!”

Ey gözyaşının maşukları, feryad figan köçekleri, fitne fücur cambazları, ey ah-u zar müptelası gamhane mimarları, güç kuvvetin dostları, uhuvvet düşmanları, karanlık serbazları, nurun cellatları, ey hakikat yurdunun insafa gelmez aduvvları; “ATEŞ SİZİ ÇAĞIRIYOR!”

Ey kendisi tokken milleti aç yatanlar, servetlerine servet katanlar, zulm ile abad olmaya çalışanlar, ey Muaviye sofralarının halefleri, Yezidî saltanatların sahipleri, büyük şeytan yarenleri, ruhlarını ve karınlarını haramla dolduranlar,ey fesadefşanlar, ey şeytan suratlılar, “Recep” ayında çıkacağı bildirilen deccallar; “ATEŞ SİZİ ÇAĞIRIYOR!”

Son söz Rabbimizindir (c.c.): “Onlar için cehennem ateşinden döşekler, üstlerine de örtüler vardır. İşte zalimleri böyle cezalandırırız!” (A’raf 41)

Kaynak: siyasetmektebi.com