IRIB’de, Seyid Ali Gaemmagami imzasıyla Filistin Davası ile ilgili yayınlanan önemli bir yazıyı istifadenize sunuyoruz. Yazı Türkiye ile de ilgili önemli bölümler içermektedir ve yetkililerden İsrail düşmanı olan kahraman Türkiye Halkı’na açıklama yapmaları beklenmektedir.

İran Müslüman halkı ve hükümeti daima Siyonist rejimin işgaline karşı Filistin halkını desteklemiş bulunuyor. Irkçı İsrail rejimine karşı İran’daki Taklid Mercileri ve Dr. Muhammed Musaddık seçilmiş ve milli hükümeti ırkçı İsrail rejimini lanetleyip, Filistin halkının haklarını ihya edip desteklemeye çalıştılar.

Amerika ve İngiltere’nin casusluk ve terör örgütlerin askeri darbe sonucu Dr. Musaddık hükümetinin devrilmesi ardından yeniden tahta oturan Muhammed Rıza Şah, gizli ve açık bir şekilde soykırımcı İsrail rejimiyle ittifak kurdu. Mossad katil ve işkencesi SAVAK’ın kuruluşuna katkıda bulunup, İran halkına kan kusturdu.

Nihayet İmam Humeyni Amerika ve İngiltere ile soykırımcı İsrail rejiminin İran üzerindeki sultasını ve kapitülasyon hakkına itiraz ettiği için tutuklanıp İlkin Bursa’ya ve Ardından Irak’ın Necef Kentine sürgün edildi. İslam Cumhuriyeti Nizamı da kuruluşundan beri Filistin halkının anti Siyonist direnişini desteklediği için terörist ve gayri meşru İsrail rejimini koşulsuz olarak destekleyen ve Filistin halkının azılı düşmanı Amerika başta olmakla Batılı sömürgeci güçlerin ve bölgesel işbirlikçisi rejimlerin askeri, karalama, insanlık dış yaptırım saldırılarına maruz kalmaktadır. İran İslam Cumhuriyeti Siyonist rejimle işbirliği yapsaydı Batılı emperyalist güçlerle Siyonist güç odaklarının işbirlikçisi bölgedeki kukla rejimlerin nezdinde meşruiyet kazanırdı ve yaptırımlara maruz kalmazdı. Ancak İran Filistin davasına sahip çıkarak fedakarca İnsani ve İslami mesuliyetini yerine getirip, özgürlükçü ve Müslüman milletler nezdinde meşruiyet kazandı.

Türkiye devletine gelince, Irkçı İsrail rejimini tanıyan ilk İslam ülkesi oldu. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok beğendiği Adnan Menderes, Filistin halkına karşı gizli ittifak ve anlaşmalar yapma zorunda kaldı. AKP’li bazı yöneticilerde Amerika’daki Siyonist lobilere biat ettikten sonra Fetullah Gülen ile ittifak halinde 3 Kasım 2002 seçimlerini kazanıp iktidar oldular. AKP, Filistin halkının haklarını desteklediği iddiasıyla Türkiye’nin anti siyonist ve özgürlükçü Müslüman halkının desteğini kazanabildi. Ancak pratikte hunhar ve işgalci Siyonist İsrail rejimiyle askeri, istihbarat, ticari, ekonomik, enerji, kültürel ve teknolojik işbirliğini geliştirerek sürdürmekte ve Filistin halkına karşı pratikte ihanet etmektedir.

Erdoğan Liderliğindeki AKP hükümeti, Suriye, Irak, Lübnan, Bahreyn, Yemen, Mısır gibi ülkelerde anti siyonist hareketler ve akımlara karşı düşmanlık beslemektedir. Nitekim Amerika ve NATO öncülüğünde AKP hükümetiyle Vahhabi Suudi Arabistan ve Irkçı İsrail rejimi ittifak halinde hareket etmekte ve İslam ülkelerinin yıkılıp yakılmasına ve katliamdan geçirilmesine katkıda bulunmaktadırlar. Erdoğan Hükümeti, Gazze halkı başta olmak üzere Filistin, Lübnan, Suriye, Türkiye halkı ve devletinin doğu Akdeniz’deki petrol ve doğal gazını çalan terörist İsrail rejimine, enerji anlaşmasıyla destek olmakta ve çalıntı malını satın alma ve Avrupa’ya taşıma taahhüdünde bulunmuştur.

AKP hükümeti Amerika ve NATO’nun gönlünü almak amacıyla katil İsrail rejiminin uluslararası kuruluşlardaki konumunu takviye etmiştir. Buna örnek olarak terörist İsrail rejiminin NATO ile işbirliğini, OECD’ye üyeliğini desteklemiştir. Erdoğan hükümeti ayrıca sözde ilişkileri normalleştirme sürecini başlatmak için Türkiye’nin İsrail’e, İsrail’in de Türkiye’ye muhtaç olduğunu ileri sürüp, on maddelik anlaşmayla tekrar askeri ve istihbarat işbirliğini zirveye ulaştırıp, Siyonist rejimin saldırgan girişimlerine katkıda bulunmuş, insanlık suçu ve savaş suçu işleyen İsrailli askeri ve sivil yöneticilerini yargılanmaktan ve cezalandırmaktan kurtarıp, birlikte Suriye ve Irak’ta tekfirci teröristlere askeri, lojistik ve istihbarat ile eğit-donat desteği vermiştir.

Bütün bu haksız girişimlerine ve Filistin ile bölge milletlerine verdiği zarar ve akıtılan masum kanına rağmen AKP’li kalemşörlerle milletvekillerinin bazısı ve bazı bakanlar, İran İslam Cumhuriyetini pervasızca “İran, Filistin davasını kullanarak meşruiyet elde etmeye çalışıyor. Kudüs’ü fethetmek için Ordu kurdu. Ancak bu ordu Yemen’de, Suriye’de, Irak’ta Müslümanları öldürdü” diye haksız ve ard niyetli suçlamalarda bulunuyor ve Suudi Krallık rejiminin dolarlarına satıldıklarını açıkça ilan ediyorlar. İran halkı soysuz olmadığı için 4 bin yıllık köklü medeni ve devlet tarihi vardır. İslam’ın Ehlibeyt Resulullah anlayışını kabul ederek Müslüman olmuştur. Bu nedenle El-Kaide ve DAEŞ gibi Vahşi Vahhabi fırkasını reddetmekte, Irak ve Suriye ile Yemen halkının yardımına koşarak katiller sürüsü tekfirci teröristlere karşı etkin mücadelesini sürdürmektedir. AKP içine sızmış tekfirci hizipçiler ise, İran’ın selefi Vahhabi DAEŞ gibi tekfirci teröristlerin imha edilmesini, halk diye yansıtıyorlar.

Seyid Ali Gaemmagami